“Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder.” diye duymuşsunuzdur. Topraklarını işgalden kurtarmış ama zihnini bağımsızlaştıramamış bir toplum olarak bizler, sürekli bir zihinsel işgal altındayız. Sömürgenin en acı çeşitlerinden biri, bilginin ve zihnin sömürülmesidir.
Özellikle sosyal medya aracılığıyla haz ve hız çağında yaşıyoruz. Her şeyin süratle yaşandığı günümüzdeki dezavantajlardan biri de herhangi bir şeyi tam okumadan, araştırmadan, hazmetmeden bilgi gibi kabullenip paylaşmaktır.
Sosyal medyada, önü ve arkası kırpılıp kişisel ideolojiler doğrultusunda çarpıtılarak paylaşılan bir yazıda, aslında ne anlatılmak istendiğini dahi anlamadan ahkâm kesmelere sıkça rastlıyoruz.
Bilgi, bize bir şeyleri anlattığı, bizim onu anladığımız sürece değerlidir. Bilakis, herkesin kendi ideolojisine göre eğip bükmesi, bilginin tam anlaşılamamasına sebep olduğu gibi onun üzerine katkı yapmamıza da engel oluyor.
Birkaç örnek üzerinden konuyu açalım:
Karl Marx'ın "Din, kitlelerin afyonudur." sözünü ele alalım. Bu söz, ülkemizde özellikle muhafazakâr kesime karşı bir küçümseme aracı olarak kullanılmakta. Ancak Marx bu ifadeyi kullanırken, dinin toplum üzerindeki rahatlatıcı ve dayanma gücü veren yönüne atıfta bulunuyordu. Marx’ın bu sözüyle vurguladığı anlam ile bugün birileri tarafından vurgulanan, hatta itham edilen söylemler birbirinden çok farklıdır.
Diğer yandan, Descartes’in sıklıkla alıntılanan sözü “Düşünüyorum, öyleyse varım.” çevrelerce Tanrı inancının bir reddiyesi gibi, kendi varlığı hiçbir şeye bağlı olmaksızın gösterilmeye çalışılsa da, Descartes’in düşüncesi bunun tam tersidir. Cümlenin devamında şöyle der: “Benim varlığım, beni yaratanın varlığının delilidir. O’nun varlığı benim varlığımdan daha kesindir.” Cümlenin sadece ön kısmını alıp geriye kalanını adeta sansürlemek, bir inanç problemi oluşturma amacının göstergesidir.
İşte tam bu noktada, bilginin kişisel yaklaşımlar doğrultusunda kullanıldığını daha iyi fark etmiş olacağız.
Bize düşen hangi seviyede olursa olsun zihnimizi harekete geçiren yönlendiren her ne olursa olsun buna şüphe ile yaklaşıp fikirleri sağlam temeller üzere inşa etmek.














