Kıymetli okurlarımız,
Söyleyecek çok şeyim vardı. Ama sustum. Çünkü bu ülkede adalet, vicdanını ve insanlığını yitirmiş insanların elinde oyuncak olmuş durumda. Ne yazık ki sustum, çünkü bazen susmak, güvenli bir seçenek gibi görünür. Ama susmak, kötülüğün en büyük cesaretidir. Ben de uzun süre susmayı seçtim. Fakat artık olmuyor… Vicdanım buna izin vermiyor.
Bu fesatlık, bu vicdansızlık, bu ahlaksız düzen sürdükçe; daha çok kıtlık göreceğiz, daha çok 6 Şubat yaşayacağız, daha çok masum insan toprağın altına girecek. 6 Şubat’ta ne acılar yaşadık, bir travma yaşadık. Binlerce insan evsiz kaldı, binlercesi sevdiklerini kaybetti. Bir şehir değil, bir ülkenin kalbi enkaz altında kaldı. Peki, kim ders aldı? Evlerin fiyatı iki katına çıktı. Kiralar iki katına çıktı. Yoksullar ise çöp gibi, rutubetli, sağlıksız evlerde, iki katı kira ödemeye mahkûm edildi.
Deprem, fırsatçıların vicdanını sarsmadı; aksine iştahlarını kabarttı. Çünkü sizler, kendini savunamayanı hedef alıyorsunuz. Size muhtaç olanı, kirli emellerinizle ezmeye çalışıyorsunuz. Evladı için bir parça ekmek isteyen annenin çaresizliğini fırsat biliyor ve onun onuruna göz dikiyorsunuz.
Bu, artık sadece bir yoksulluk meselesi değil. Bu, açıkça insanlığın çöküşüdür. Kimse benden merhamet beklemesin. Çünkü merhamet, vicdanı olanlara yakışır. Vicdanını kaybedenin merhameti olmaz.
Bundan sonra kimin ne karanlığı, ne pisliği varsa; hepsini bir bir ortaya dökeceğim. Susmayacağım. Çünkü ben de bir annenin evladıyım. Ve bilin ki; bir annenin gözyaşının hesabı, bu dünyada da sorulur.














