ACILARIN, SOYKIRIMIN, ZULMÜN HİÇ DURMADIĞI FİLİSTİN
İsrail Terör Örgütü (İTÖ) 1947’den bu yana ABD ve Batılı dostlarının desteğiyle onlarca katliama imza atmış bir “terör devleti” olarak varlığını sürdürmekte ve topraklarını her gün genişletmektedir. İngiltere öncülüğünde 1936-1939 yılları arasında 40 bin Filistinliyi şehit ettiler. 20 binini tutukladılar ve 110 Filistinliyi de astılar. ABD’nin uşağı Ürdün Kralı’nın 1970’de yaptığı katliamda 30 bin Filistinli şehit oldu. 1976 Tel Zaatar katliamı, 1981 Sabra ve Şatila katliamları, 1982 Lübnan katliamı ve bu katliamlarda can veren on binlerce masum.
Ve Gazze…
Dünyanın gerçek yüzünü net olarak ortaya çıkaran Gazze Tufanı... Siyonizmin; dünyayı nasıl avucuna aldığını, basın-yayın kuruluşlarını nasıl kendilerinin emrine aldığını, İslam devletlerinin yöneticilerini nasıl köleleştirdiğini, Müslümanların korkaklığını ve dağılmışlığını herkese gösterdi.
İki yıldan fazladır Siyonistler, Gazze’de tarifi imkânsız bir vahşet, topyekûn bir soykırım yapıyor. Savunmasız ve masum halkın üzerine ölüm kusuyor. Maalesef 7 Ekim’den bu yana Gazze’de 10 binlerce (hatta 700-800 binlerden bahsediliyor) masum katledildi, bebeklerin küçük bedenleri parçalandı. İnsanlar açlıktan öldü ve ölmeye devam ediyor. İslâm coğrafyaları ise Gazze’de yaşanan bu vahşete kör ve sağır kesildi ve Gazze'yi yüzüstü bıraktı. Ellerindeki imkânlarla mazlumun sesi, zalimin hasmı olacağına susmayı ve bu vahşeti seyretmeyi seçti.
Bu suskunluk ahlaki çöküştür. Mazlumların yanında durmayanlar, Gazze’nin çığlıklarına kulaklarını tıkayanlar Allah’a hesap vermekten kendilerini kurtaramayacaklardır. Hakikati haykırmaları gerekenlerin dostlar alışverişte görsün mukabilinde birkaç miting ve bol bol slogan dışında susmaları tarihe utanç olarak kazınacaktır. Mazlumların ahı yerde kalmayacak, onların parçalanan bedenleri ve akan kanları vicdanlarda ve Allah’ın terazisinde asla unutulmayacaktır. Tarih, Gazze’ye sırt dönenleri bir bir yazacaktır. Zulme sessiz kalanlar mazlumların ahında boğulacaklardır. Susan her dil kıyamet günü sahibinin aleyhinde şahitlik edecektir.
Gazze’de yaşananlar İslâm dünyasının ortak sınavıdır. Soykırım en acımasız yüzüyle devam ediyor. Masum çocuklar, kadınlar ve yaşlılar modern bombalarla parçalanıyor. Yüzlerce şehidin naaşı defnedilemediği için sokak hayvanları tarafından yeniliyor. Siviller kaçırılıp infaz ediliyor. Bu vahim tablo karşısında Müslümanlar ve liderleri sessizliğin utancını kuşanmıştır. Bugün Gazze’de akan kanı durdurmak için kullanılmayan hiçbir yetkinin, hiçbir silahın ve hiçbir açıklamanın bir değeri yoktur. Gazze için harekete geçmemek ve susmak zulme ortak olmaktır.
İsrail ve bölgedeki işbirlikçilerinin katliamları hiç bitmedi ve İslâm âlemi daldığı gaflet uykusundan uyanmadıkça bitmeyecektir.
Gazze, tarihin onurlu sayfalarında çoktan yerini aldı. Ancak Gazze’nin özgürlüğe ulaşması için İslam dünyası harekete geçmek ve tarihî sorumluluğunu yerine getirmek zorundadır. Müslüman ülkeler sadece dua ve söylemleriyle değil, somut olarak da Filistin halkının yanında yer almak zorundadır. On binlerce şehit, yüzbinlerce yaralı varken sessiz kalanlara ve gücünü kullanmayanlara yazıklar olsun…












