Bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar.Süregelen, iliklere kadar tesir eden, hayatı yaşanılmaz kılandı ruhu soğutan kışın beyaz karanlığı...Pamuk gibi masum dururken etrafı sardığında ölümü getiren sahte güzellik.
Bir gün gelir ve bir kıvılcım parlar bir çiçek başını kaldırır ve o ölüm örtüsüne miadının dolduğunu gösterir. Karlar erimeye başlar ve eridikçe toprakla karışır, çamur hale gelir.
İşte o gün, o tertemiz saf görüntünün altındaki gerçek ortaya çıkar. O andan itibaren artık beyaz örtü yerini paçalara bulaşan çamura bırakır. Artık dokunulmaz, elle tutulmaz. Çünkü dokundukça kirletir insanı. Her ne yapılırsa yapılsın mutlaka o çamur bulaşır ayaklarına. Çünkü bilirsin kış biterken o çamur mutlaka olacak, tabi günün birinde kuruyacağı gerçeğini hatırlayarak.
Tüm bunlar yaşanırken gözünü çamurdan kaldırıp etrafta açan çiçeklere çevirdiğinde anlarsın ki o kasvetli kış artık bitmektedir. Geçip giden bu kış artık baharın önüne geçemeyecek. Güneş, artık tüm ihtişamı ile parlamaya başlar. Tüm buna karşı, kış arada bir geri geleceğini söylemeye çalışır ama nafile; çünkü artık güneşin sıcağı toprağı işlemiştir...
Ondan itibaren artık kar, toprakla kaynaşamaz. Zamanında bütünleştiği toprak artık eski toprak değil. Onu eritecek ve sonunu getirecek.
Kar da artık anlar ki kış bitti ve bahar geldi. Henüz baharın başında bunu gören kar, bahardan sonra bir de yazın geleceğini hatırlayınca artık tüm soğuğunu kasvetini alır, çeker ve gider.
Kafayı kaldırıp etrafımızı temaşa ettiğimizde artık o çiçeğin açtığını güneşin tüm gücüyle parladığını göreceğiz...
Nevruz, Newroz, bahar geldi...
Vesselam...















Gazze'yede bahar gelir inşallah