Kıymetli okurlarımız,
Konumu: Şanlıurfa ve İşsizlik belası!
Şanlıurfa… Tarihin ve kadim medeniyetlerin beşiği olan bu şehir, bugün ne yazık ki bambaşka bir tabloyla karşı karşıya. Kentin dört bir yanında konuşulan tek bir ortak dert var: geçim sıkıntısı. Ancak bu sorun, diğer Anadolu şehirlerinden farklı olarak, Şanlıurfa’da mevsimlik işçilik, işsizlik ve temel bir ihtiyaç olan elektrikle birleşerek çok daha derin bir yaraya dönüşüyor.
Geçim Derdinin Çıkmazı
Son günlerde Şanlıurfa’da siyasi temsilcilerin dahi ortak paydada buluştuğu nadir konulardan biri, artan hayat pahalılığı. Gelecek Partisi İl Başkanı Hidayet Baysal’ın da ifade ettiği gibi, bugün Şanlıurfa’da her evde aynı soru soruluyor: “Nasıl geçineceğiz?”
2026 yılı için açıklanan 28 bin 75 liralık asgari ücret, kentte büyük bir hayal kırıklığı yarattı. HÜDA PAR İl Başkanı Faruk Polat’ın vurguladığı gibi, Şanlıurfa’da bir evin kirası asgari ücrete yaklaşmış durumda; faturaların ödenmesi ve mutfakların doldurulması ise artık hayal olmaktan öteye geçemiyor.
TÜİK’in 2026 Ocak ayı verileri de tabloyu doğrular nitelikte. Şanlıurfa, yüzde 8’lik işsizlik oranıyla Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor. Bu sadece bir istatistik değil; her haneye giren ekmeğin, her çocuğun okul çantasının, her gencin gelecek umudunun sayısal ifadesi.
Mevsimlik İşçilik: Görünmeyen Fedakarlar
Şanlıurfa denince akla gelen bir diğer gerçeklik, mevsimlik tarım işçiliği. Her yıl Mart ayından Ekim ayına kadar binlerce Urfalı aile, batıdaki kentlere doğru yola koyuluyor. Ancak bu yolculuk, bir umut kadar ağır bir sınavın da başlangıcı. Urfa Barosu Emek Komisyonu’nun tespitlerine göre, bu işçilerin yüzde 80’i kayıt dışı çalıştırılıyor.
Sosyal güvenceden yoksun bu insanlar, sağlıksız çadırlarda yaşamaya mahkûm. Elektriksiz çadır kentlerde buzdolabı yok; temiz suya erişim için dahi işverenlerin tankerlerle sattığı suya muhtaçlar. Kadınlar 11 saate varan iş günlerinde tarlada çalışırken çocuklarına bakmaya çalışıyor; çocuklar ise ya tarımda çalışıyor ya da eğitimden geri kalıyor. Bu sadece bir istihdam sorunu değil; büyük bir insanlık dramı.
Elektrik: Hem Sebep Hem Sonuç
Kentte yaşanan elektrik sorunları, bu tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Sık sık duyurulan elektrik kesintileri, altyapı yetersizliğinin ve plansızlığın göstergesi. Mevsimlik işçilerin yaşadığı çadırlarda elektriğin olmaması, temel ihtiyaçların karşılanmasını imkânsız kılıyor; kent merkezindeki esnaf için ise kesintiler, durgun ekonomiyi daha da frenliyor.
İnşaat sektörü de bu durgunluktan nasibini alıyor. Ekonomik belirsizlik ve siyasi istikrarsızlık, lokomotif sektörlerden biri olan inşaatı durma noktasına getirmiş durumda. İş yapamayan esnaf işçi çıkarmak zorunda kalıyor; işçi çıkarılan aile ise artan kira ve faturalar arasında sıkışıp kalıyor.
Kısır Döngüden Çıkış Mümkün mü?
Şanlıurfa, adeta bir kısır döngünün içinde sıkışmış durumda. İşsizlik arttıkça insanlar güvencesiz mevsimlik işçiliğe yöneliyor. Mevsimlik işçilik, aileleri temel haklardan mahrum bırakıyor, çocukları eğitimden koparıyor. Altyapısız çadırlarda elektrik ve suya erişemeyen bu aileler, sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Kent merkezinde ise elektrik kesintileri ve ekonomik durgunluk, yeni iş sahalarının açılmasını engelliyor.
Çözüm, sorunları bir bütün olarak ele almaktan geçiyor. Mevsimlik işçilerin kayıt altına alınması, sosyal güvenceye kavuşturulması ve insanca yaşam koşullarının sağlanması şart. Kentin altyapı sorunlarının, özellikle elektrik gibi temel bir ihtiyacın çözülmesi, hem sanayiyi hem de inşaat sektörünü canlandıracaktır. Şanlıurfaspor örneğinde görüldüğü gibi, sadece sporda değil, tüm alanlarda uzun vadeli, kurumsal ve istikrarlı planlamalara ihtiyaç var.
Şanlıurfa, sahip olduğu potansiyelle bu kısır döngüyü kırabilecek güçte. Ancak bunun için, her gün biraz daha büyüyen mutfak yangınlarını görmek, çadırlarda yaşam mücadelesi veren işçilerin sesini duymak ve kentin önünü tıkayan zincirleri tek tek kırmak gerekiyor.














