Kıymetli okurlarımız,
Şanlıurfa’nın serin sularla çevrili cennet köşelerinden biri: Bozova Çatak.
Fırat’ın kıyısında, yaz aylarında 50 dereceyi aşan sıcaklıklarda sadece Şanlıurfalıların değil, bölge halkının da nefes aldığı bir kaçış noktası. Gölettin serinliği, doğanın dinginliğiyle birleşince ortaya tam bir yaz molası çıkıyor.
Ancak son aylarda art arda yaşanan boğulma vakaları, bu güzelliğin üstüne kara bir gölge gibi düştü. Çözüm olarak ise, göl kıyısına tel örgü çekildi.
İyi niyetli bir müdahale gibi görünse de, bu yöntem gerçekten işe yarıyor mu?
Açık konuşalım:
Her gün boğulma haberleri almak elbette içimizi yakıyor. Ama suyun etrafını telle çevirmek, sorunu kökten çözmek değil, sadece görünmez bir duvar örmek. İnsan suya girmeye kararlıysa, bir şekilde o teli aşıyor ya da daha kontrolsüz, ıssız bir noktadan giriyor. Yani tehlike devam ediyor.
Bu noktada akla şu geliyor:
Trafik kazaları oluyor diye yolları kapatır mıyız?
Hayır. Daha güvenli yollar, daha sıkı denetimler, eğitim kampanyaları yaparız. O hâlde neden Fırat’ın kenarında aynı mantığı uygulamıyoruz?
Bozova’da tel değil, vizyon gerek.
Örneğin Karadeniz’e bakalım. Giresun, denizi doldurup havaalanı yapıyor. Trabzon, denizi doldurup stadyum inşa ediyor.
Bizse var olanı koruyamıyoruz. Oysa Bozova’da yapılabilecekler çok net:
- Yapay ama güvenli bir sahil
- Yüzme alanlarını ayıran güvenlik şeritleri
- Cankurtaran kuleleri
- Gözlem noktaları
- Temiz, düzenli yeşil alanlar
- Kantin, fırın gibi temel ihtiyaç birimleri
- Yüzme kursları ve bilinçlendirme çalışmaları
Hem gençler için spor alanı, hem aileler için serin bir nefes olur.
Bu, sosyal belediyeciliğin ta kendisidir.
İnsanlara "yasak" değil, alternatif sunmak gerekir.
Dedaş Gerçeği: Serinlemenin Bedeli Fatura mı Olmalı?
Sıcaktan söz açılmışken, elektrik meselesine değinmeden olmaz.
Bu kentte artık klima çalıştırmak lüks değil, zorunluluk. Ama gelin görün ki, vatandaş klimanın düğmesine basarken bile tedirgin. Çünkü sonunda karşısına çıkan rakam akıl almaz boyutlarda.
Bu ay, asgari ücretle geçinen bir ailenin eline 10 bin TL’lik elektrik faturası geçtiğini gördüm. Evet, yanlış okumadınız. Kullanmasan sıcakla baş edemiyorsun, kullansan ay sonunu getiremiyorsun.
Üstelik bu tutarın "devlet indirimi sonrası" olduğu söyleniyor.
İnsanlar artık serinlemek için klimayı çalıştırmıyor, bakıp psikolojik olarak serinlemeye çalışıyor.
Kesintiler ayrı dert, faturalar ayrı.
DEDAŞ meselesi, bireysel bir şikâyet boyutunu çoktan aştı. Bu artık sistemsel bir kriz. Ve çözüm bekliyor.
Son Söz: Tel Değil Hizmet, Yasak Değil Alternatif
Bozova'daki tel örgüler sadece suyla aramıza değil, vizyonla da aramıza örülmüş bir duvar.
DEDAŞ'ın faturalarıysa sadece cebimizi değil, psikolojimizi de zorluyor.
İkisinin ortak noktası şu:
Sorunları yasaklarla değil, akılla ve iradeyle çözebiliriz.
Bozova’nın suyu tel değil hizmet ister,
Halkın elektriği korku değil güven ister.
Yeter ki çözüm odaklı, insan öncelikli düşünebilelim.














