Değerli Okurlarım,
Hatırlarsanız, 14 Mayıs seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Kayseri’de yaptığı bir mitingde esnafa şöyle bir söz vermişti: Mağdur olan esnafımızın 9.000 gün olan Bağ-Kur prim gün sayısının, SGK ile eşitlenerek 7.200 güne indirildiğini — evet, “İndirdik” demişti; “İndireceğiz” değil.
Ancak aradan geçen iki yılı aşkın süreye rağmen, Cumhurbaşkanı bu sözünü tutmadı. Esnaf ise birikmiş birçok sıkıntısıyla beraber kaderine terk edilmiş durumda. Son dönemlerde artan ekonomik sorunlar, esnafı içinden çıkılamaz bir hale sürüklemiştir.
Dükkan kiraları, kalifiye eleman bulamama, vergi yükü, Bağ-Kur, SGK ve diğer giderler derken; birçok esnaf iş yerini kapatmak zorunda kalıyor. Geçim sıkıntısı yaşayanların sayısı da her geçen gün artıyor.
Bu durum, esnafımızın hem maddi hem de psikolojik olarak zor günler geçirmesine neden olmaktadır. Esnafın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi noktasında hükümete önemli görevler düşmektedir.
Başta, söz verilen Bağ-Kur düzenlemesinin hayata geçirilmesi, prim gün sayısının indirilmesi ve primlerin ödenebilir seviyeye çekilmesi gerekiyor. Vergi indirimleri uygulanmalı, destek paketleriyle esnafa "can suyu" verilmeli, iş yapabilme imkânları artırılmalıdır.
Ayrıca yerel yönetimlerin de esnafa destek olması, ticari faaliyetleri kolaylaştırıcı önlemler alması büyük önem taşıyor. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Esnafın zor duruma düşmesi, iş yerlerinin kapanması ve insanların işsiz kalması; ülke ekonomisini de doğrudan olumsuz etkilemektedir.
Bu sese bir an önce kulak verilmelidir. Borç batağında olan esnafımızın sorunları acilen çözülmelidir. Esnaf, geçim kapısı olmakla birlikte; emeğimizin, geleceğimizin ve toplumsal dayanışmamızın bel kemiğidir. Bu ses, Türkiye’nin üretici gücünün kalp atışıdır.
İşte bu nedenle, verilen sözlerin bir an önce tutulması ve esnafın kendi haline bırakılmaması gerekmektedir.
Saygılarımla.














