Değerli okurlarım,
Bugün, yani 9 Temmuz 2025 itibariyle, Şanlıurfa’da tırnaklı ekmeğe 2 TL zam yapıldı. Kısa süre öncesine kadar 10 TL’ye satılan bu temel gıda maddesi artık 12 TL. Gerekçe olarak her zamanki gibi klasik kalemler öne sürüldü: un, maya, işçilik, vergi, SGK, Bağkur giderleri... Liste uzun, gerekçeler tanıdık.
Ancak gerçek şu: Türkiye’nin en temel gıdalarından biri olan ekmek, artık sofralarda yer bulmakta zorlanıyor. Ekonomik şartlar, enflasyon ve gelir dengesizliği nedeniyle, halk için bir ekmeğe ulaşmak dahi lüks hâline geldi. Hele ki Urfa gibi mutfağında ekmeğin başrolde olduğu bir şehirde bu zam, sadece fiyat etiketi değil, doğrudan sofraya vurulan bir darbedir.
Basit bir hesap yapalım: 5 kişilik bir aile günde üç öğün, her öğün kişi başı bir ekmek alsa, bu günlük 15 ekmek yapar. Yani her gün 180 TL. Bu da ayda 5400 TL demek. Bugünkü asgari ücretin neredeyse dörtte biri! Sadece kuru ekmek alabilmek bile artık başlı başına bir mücadele. Bu halkın sofrasındaki ekmeğe göz dikmek demektir bu. Halkın sabrını sınamaktır. Emeğiyle geçinmeye çalışan insanların en temel ihtiyacını bile lüks hâline getirmektir.
Üstelik sadece fiyat artışıyla da kalmıyor mesele. Kalite yerlerde. Fırınların birçoğunda ekmekler ne hijyenik ne de gramajında. Aynı para veriliyor ama bir yerde 200 gram, bir yerde 170 gram ekmek satılıyor. Denetim nerede? Hangi fırının ruhsatı tam? Kaçının personeli sigortalı? Gerçekten bu zamlar maliyet kaynaklı mı, yoksa fırsatçılık mı yapılıyor?
Zam bahanesi olarak buğdayın kilosu 12 TL deniliyor. Peki 160 gram ekmek nasıl 12 TL oluyor? Altın tozu mu katılıyor içine? Asgari ücrete zam gelmediğine göre, bu fırınlar işçilerine nasıl zam yapacaklar? Tüm bu çelişkiler vatandaşın aklında soru işaretleri yaratıyor.
Artık “yetkilileri göreve çağırmak” bir klişe değil, zaruri bir taleptir. Denetimler artırılmalı, fiyat politikaları adil olmalı, kalite standardı sağlanmalı. Çünkü mesele sadece ekmek değil. Mesele, insan onuru.
Ve bu sebeple yazımın başlığında da belirttiğim gibi:
“Ekmek artık aslanın ağzında değil, rüyasında.”
Saygılarımla,














