Kıymetli okurlarımız,
Bu hafta önemli şahıstan birisi tanımak istiyorum. Şanlıurfa’nın yetiştirdiği değerli hafızlardan biri olan Hacı Nuri Hafız, 1900 yılında Şanlıurfa’da dünyaya gelmiştir. Henüz 7 yaşındayken Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız olmuş, ömrünü Kur’an’a ve dini hizmetlere adamıştır.
Hafızlık eğitimini, 1932 yılında vefat eden Çiftçioğlu Kura Muhammed Hafız’dan almıştır. Kur’an kıraatindeki ustalığı ve makam bilgisiyle tanınan Hacı Nuri Hafız, aynı zamanda son derece güzel bir sese sahipti. Bu yönüyle yalnızca Kur’an tilavetinde değil, gazel ve ilahi okumalarında da dinleyenleri etkileyen bir isim olarak bilinirdi.
Mizacı gereği zaman zaman sinirli bir yapıya sahip olsa da Urfa halkı tarafından sevilen ve saygı duyulan bir hafızdı. Belki de bu mizacının etkisiyle gittiği yerlerde ve aldığı görevlerde uzun süre kalmayan, farklı şehirlerde hizmet etmeyi tercih eden bir hayat sürmüştür.
Bir dönem Kur’an-ı Kerim dersi vermek üzere Medine-i Münevvere’de bulunmuş ve burada talebelere ders vermiştir. Ancak bu görevde de uzun süre kalmayarak yeniden Urfa’ya dönmüştür. Daha sonra Suriye’nin Arappınar bölgesine gitmiş, burada da kısa bir süre kaldıktan sonra Ankara’daki Hacı Bayram Camii’ne ikinci imam olarak tayin edilmiştir. Fakat burada da fazla kalmadan memleketi Urfa’ya geri dönmüştür.
Urfa’ya dönüşünden sonra Hacı Yadigâr Camii’nde imamlık görevini yürütürken, ilerleyen yıllarda sinir hastalığının ağırlaşması nedeniyle rahatsızlanmış ve bir süre sonra yatağa düşmüştür.
Bekâr olan Hacı Nuri Hafız’ın hastalığı döneminde bakımını kardeşi Şerif üstlenmiştir. O yıllarda eski Hal Pazarı’nın arkasında, “Fesadın Oteli” olarak bilinen bir handa kalıyordu. Hastalığı ilerleyince buradan ayrılarak Kunduracılar Pazarı’nda bulunan Kardeşler Camii’ndeki bir odaya yerleşmiştir.
Hacı Nuri Hafız, 18 Aralık 1970 tarihinde, Ramazan ayının Kadir Gecesi’ne denk gelen bir Cuma gecesinde Hakk’a yürümüştür.
Makam bilgisi ve güzel sesiyle özellikle Ramazan aylarında Urfa’nın ileri gelenleri onu iftar sofralarına davet etmek için adeta yarışır, davet sırası oluştururlardı. Böylesine sevilen ve saygı duyulan bir hafızın, hayatının son yıllarında yalnız ve kimsesiz kalması ise düşündürücüdür.
Derin dini ilmi, güçlü makam bilgisi ve etkileyici sesiyle hafızlık geleneğinde önemli bir yere sahip olan hemşehrimiz Hacı Nuri Hafız’ı rahmet ve minnetle anıyorum.
Allah’tan rahmet diliyor, ruhunun şad, makamının cennet olmasını niyaz ediyorum.
Ayrıca Hacı Nuri Hafız’ın hayatını kaleme alarak geçmişten geleceğe ışık tutan ortaokul hocam Sayın Mahmut Karakaş’a da emeklerinden dolayı teşekkür ediyor, kendisine selamet diliyorum.














