Değerli okurlarım,
Olmadı diyorum ve neden olmadığını sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk maçta Ankaragücü'nün iyi bir takım olduğunu söyledik; tecrübeli ve kadrosu güçlü bir ekip. Deplasmanda 2-0 yenildik ve bu yenilgiyi normal karşıladık.
İkinci maçta kendi saha ve seyircimiz önündeydik. Ümraniye maçını heyecanla bekledik ve şans yanımızdaydı; maçı 3-1 kazandık. Ancak, kalecimize minnettardık; bizi ipten kurtardı.
Üçüncü maçımızı İstanbulspor ile deplasmanda oynadık ve büyük bir beklenti içindeydik; en azından bir beraberlik alırız dedik. Ancak, evdeki hesap çarşıya uymadı ve bu maçı da 3-0 kaybettik.
Anlayamadığım bir durum var: Biz o kadar acemi, ruhsuz ve isteksiz bir futbol oynadık ki, adeta evlere şenlik bir görüntü sergiledik. Sezon bitmiş gibi, herkes kendini bırakmış, ruhsuz bir futbol oynadık. Kalecimiz dışında hiç kimseyi beğenmedim ya da takdir etmedim.
Defanstan orta sahaya, orta sahadan forvete kadar herkes topu kaybetti. Ne doğru dürüst topu oyuna sokan, ne kaliteli futbol oynayan, ne de forvete yakın oynayan biri vardı. Topu ayağına alan herkes çalıma girdi ve topu kaybetti.
Yönetim birçok transfer yaptı, birçok futbolcu aldı; ancak bunlardan hiçbirini göremedik ya da seyredemedik. Maçı izleyenler bence zerre kadar zevk almadı. Saç-baş yoldurduk bize. Kalecimiz gününde olmasaydı, fark daha da açılırdı.
Size bir gerçeği söylemek zorundayım: Bu futbol anlayışıyla devam edersek, küme düşmekten başka seçeneğimiz kalmaz. Oyunda iki pas yapamadık, kanatları kullanamadık, orta saha görevini yerine getiremedi ve forvet aldığı topları ezdi. Defans ise çok acemi hareketler yaptı. İstanbulspor, ilk yirmi beş dakikada 2-0 öne geçti ve ilk yarı onların hakimiyetinde geçti. İkinci yarıda da üstünlüğünü bize kabul ettirdiler ve bizi beş paralık ettiler.
UYARIYORUM! Bu futbol anlayışıyla biz, ligde kalmak bir yana, sadece alışverişe gidebiliriz. Eğer hocamız önlemlerini almazsa, bu ligden düşen ilk takım Urfaspor olacaktır. Benden söylemesi...
Kalın sağlıcakla...














