Evet, kıymetli okurlarım, galiba yine aynı şeyleri tekrarlayacağım! Futbolcular oynamazsa, maçlara konsantre olmazsa ve mücadele ruhu yoksa, onlardan hayır beklemek hayal olur.
Bana bir deyim var, çok hoşuma gider: "Eğer tazıyı zorla götürürsen, ava sana av getirmez." İşte bizim futbolcular da tam olarak böyle; zorla oynatıldığı zaman sahada hiçbir şey üretemezler. Çünkü isteksiz bir işten verimli sonuç çıkmaz.
Hadi arkadaşlar, lafla peynir gemisi yürümez! "Taşıma suyla değirmen dönmez." Bunlar, yılların tecrübeleriyle söylenmiş ve doğruluğu kanıtlanmış sözlerdir. Bizde takım ruhu yok, mücadele etme gücü yok, kurulu bir oyun sistemi yok.
Ve maalesef, oyunu okuyan, oyunu yönlendiren bir orta saha oyuncusuna da sahip değiliz. Kanatlarımız yavaş, süratli değil. Son dört-beş maçtır neredeyse her alanda kötü performans sergiliyoruz. Hem içerde hem dışarda puanları savuruyoruz. Böyle bir durumda ne şampiyonluk gelir ne de başarı.
Bir üç milyonluk şehri rezil etmek kolay, ama sonuçları bir o kadar ağır! Bizim komşu illerimiz Süper Lig'i gördü; Gaziantep, Kahramanmaraş, Diyarbakır, Elazığ, Siirt ve Adana... Biz ise hala hayalini kurduğumuz 1. Lig'e çıkmayı başaramadık.
Belki de hak ettiğimiz budur; Allah bize vermiyor demek ki!
Sonra suç teknik direktörde deniyor. Ama unutmayalım ki, oynamayan futbolcular, teknik direktörün kurbanı olur. Hocayı değiştirdik, ama değişen bir şey oldu mu? Hayır!
O zaman ne yapmak gerekir? Doğru transfer, doğru yönetim, doğru oyun sistemi. Bunları yapmadığınız sürece, bütün emekler boşa gider.
Elazığ bizi hem evimizde hem de deplasmanda yendi. İlk devredeki rakiplerimize karşı galibiyet alamadık. Kendi sahamızda, rakiplere puan hediye ettik ve sonunda hocamızı gönderdik. Peki, ne değişti? Hiçbir şey!
Hayalimiz gerçekleşmedi. O zaman, "Haydi bakalım, tasınızı tarağınızı toplayıp gidin!"
Herkese hayırlı iftarlar ve hayırlı Ramazanlar diliyorum.














