Evet, değerli okurlarım, "rezil herifler" dedim, ama belki de az söyledim. Aslında demem gereken şey şu olmalıydı: karaktersizler, ruhsuzlar, kansızlar. Ama ne yapalım, bir insanın duygusal patlamasını kelimelere dökmek her zaman kolay olmuyor. Şu an her bir kelimeyi, her bir cümleyi söylerken bile içimden bir yerlerde bir hüzün var. Şanlıurfaspor’u bu hale getirenlere karşı duyduğum öfke, aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı.
Bugün, Şanlıurfaspor’un geldiği durumu konuşuyorum. Bir futbol takımından, bir şehir takımından, bir camiadan bahsediyorum. Bu kadar büyük bir şehri temsil eden bir kulübün durumu bu kadar kötü olabilir mi? Tüm sezon boyunca, taraftarların sabırla beklediği, şampiyonluk hayalleri kurduğu bir takıma bakıyorum ve gerçekten şaşkınım.
Evinde oynuyorsun, seyirci desteğin arkanda, en büyük rakiplerden biriyle ölüm-kalım maçına çıkıyorsun ve ne yapıyorsun? Sadece rezil oluyorsun. Bu takımın hali ne kadar içler acısıysa, futbolunun da o kadar kötü olduğunu bir kez daha gördük. Ne oyunculuk ne de bir mücadele var. Bu kadar önemli bir maçta, bu kadar kritik bir durumda çıkıp da ne yaptıklarını görmek insanı çıldırtıyor.
Evet, bu takım Şanlıurfa'nın takımı ama ne yazık ki o büyük şehrin takımına yakışmayan bir futbol sergileniyor. Bu ligde kalmayı hak ediyor musunuz? Bence hayır. Bu oyunla 3. Lig bile size fazla. Futbolun gereksizce birer kuklası olmuşsunuz, sadece birer figüransınız. Fakat işin en acı tarafı, bir şehir halkının bu takımı sahiplenmiş olması. Urfa halkının bu takım için hissettikleri her şey yok oluyor. Futbol, sadece sahadaki bir oyun değil; aynı zamanda şehrin, halkın ve taraftarın ruhunu yansıtan bir mücadeledir. Ama şu an gördüğümüz, ne yazık ki bu değil.
Ve sonra Şanlıurfaspor’un Erokspor’a karşı oynadığı maç. Maçtan sonra şehirde hiçbir olumlu yorum duymadım. Kimse bu futbolu beğenmedi. Kimse bu oyuna hayran kalmadı. Ve tek bir takım vardı ki, evet onlar beğendi: Erokspor. Çünkü onların işine yaradı, onların zaferiydi. Peki, biz ne olduk? Ne yazık ki, başka takımların sevinci bizim acımız oldu.
Şanlıurfaspor’un durumu daha da kötüleşiyor, çünkü bu takımı var eden her şey sanki birer birer yok oluyor. Teknik kadro, yönetim, taraftarlar, herkes her geçen gün bu felaketin bir parçası haline geliyor. O eski Şanlıurfaspor yok artık. Bugün biz, bir zamanlar adını duyduğumuz, mücadele eden, zorlu rakiplerle boy ölçüşen takımdan eser bulamıyoruz. O büyük camianın kaderiyle oynanıyor, geleceğiyle oynanıyor.
Yazıklar olsun!
Bu takımın iskeletini bozanlar, onun ruhunu öldürenler, şimdi hangi yüzle çıkacaklar karşımıza? Ben bir taraftar olarak, bir Urfalı olarak, bu takıma yıllarca gönül veren birisi olarak artık utanç duyuyorum. Futbol bir şehir için sadece eğlence değil, bir kültürdür, bir aidiyettir. Ama her geçen gün bu aidiyet duygusu yerini karamsarlığa, öfkeye bırakıyor.
Ve şimdi yönetimin istifası. Evet, bu sonrasında yönetim kurulunun topluca istifa ettiğini duyduk. Başkan Giray Küçük’ün açıklamaları, gerçekten çok ilginç. Sezon başında herkes Şanlıurfaspor için fotoğraf çektirip reklamlarını yaptı, ama gerçek bir yardımı kimse göstermedi. Şanlıurfa'nın büyük isimleri ve siyasileri, futbolu sadece reklam olarak gördü. Şimdi ise, takım yalnız bırakıldı ve bir çıkış yolu kalmadı. Küçük, gerek milletvekillerinin gerekse yerel yönetimlerin hiçbir maddi yardımda bulunmadığını belirtiyor. Tabii ki bu açıklamalar, camianın yalnız bırakıldığı bir ortamda anlaşılabilir. Ancak bir takımın başarısızlığını sadece maddi yardımsızlığa bağlamak ne kadar doğru? Takımın içindeki ruh eksikliği ve futbolculardan gelen motivasyon eksikliği, sadece maddiyatla düzeltebileceğimiz bir şey değil.
İstifalar geldi, yönetim değişecek. Umarım, yeni bir yapı Şanlıurfaspor’a hayat verebilir, ama bu kolay olmayacak. Yeniden toparlanmak, yeniden bir araya gelmek ve geçmişin hatalarından ders almak zorundalar. Ancak en önemli şey şu: Bu takıma bir şekilde ruh kazandırılmalı. O eski mücadeleci ruhu geri getirmek zorundayız.
Şanlıurfaspor camiası, sadece 2. Lig’de değil, aslında tüm Türk futbolunda hak ettiği saygıyı görmek zorunda. Ancak, şimdilik bu yol pek umut verici gözükmüyor. Hep birlikte bekleyip görelim.
Esen kalın sevgili okurlar, ama bu takımın bu haliyle, şehri utandırmaya devam ettiğini göz önünde bulundurarak, üzülmeden de edemiyorum.














