Sevgili okurlar, bugün size dolu dolu bir yürekten yazıyorum. İçimde yılların biriktirdiği bir öfke, bir sitem, bir isyan var. Çünkü Şanlıurfa futbol tarihinde kara bir gün daha yaşadık. Şehrimizin üç takımı da bu sezon küme düştü.
Evet, yanlış duymadınız.
3. Lig'deki temsilcimiz Viranşehirspor küme düştü.
2. Lig'deki Karaköprü Belediyespor da aynı akıbeti paylaştı.
Ve en acısı; Trendyol 1. Lig'de mücadele eden, 3 milyonluk Şanlıurfa’nın gururu olan Şanlıurfaspor da sahipsizlikten küme düştü!
Ne büyük başarı(!) değil mi?
Bu "eser" sizindir!
Tebrikler...
Kimse alınmasın, gücenmesin; çünkü bu tablo tesadüf değil, bile isteye yazılan bir senaryonun sonucudur. Bu kulübün düşmesinde kim parmağı varsa; destek vermeyip köstek olan, takımı yalnız bırakan, siyasete alet eden, rant peşinde koşan herkes bu utanç tablosunun bir parçasıdır.
Ve buradan sesleniyorum:
Tarih sizi asla affetmeyecek!
Çünkü siz, bir şehrin umutlarını, gençliğini, heyecanını ayaklar altına aldınız.
Sezon başından itibaren boy boy fotoğraflar çekip takımı siyasi hesaplarınıza alet ettiniz. Başkanlık ve yönetim için kumpaslar kurdunuz. Ne valilik sahip çıktı ne büyükşehir belediyesi, ne de iş insanları… 13 milletvekili bir araya gelse yine de o takımı tutamadı ayakta.
Transfer komitesi kurmaktan aciz bir yapı, teknik direktör kıyımının yaşandığı bir sezon… Her şeyi denediniz ama doğru olanı yapmadınız. Futbolu bilenleri dışladınız, kulübü birkaç karanlık zihniyetin insafına bıraktınız. Yetmedi, altyapıya sırt çevirdiniz, gençleri görmezden geldiniz.
Ve daha da acısı, deplasmanda galip gelen futbolcuları ve teknik ekibi bir bağ evine yemek için götürdüler diye mafyavari tehditlerde bulundunuz. Bu mudur sahiplenmek? Bu mudur Urfa’ya, Urfaspor’a layık olmak?
Soruyorum size: Bu kulüp sizin babanızın malı mı? Feridun Geçgel ve Murat Cevheri gibi bu kulübe destek olan insanlara neden cephe aldınız? Neden bu kadar düşmansınız başarıya?
Bakın, sonuç ortada.
Şanlıurfa futbolu dibe vurdu.
Ama bu sadece bir sporseverin değil, bu şehrin geleceğinin de kaybıdır.
Şimdi bayram edebilirsiniz.
Yiyin, için, eğlenin.
Ama unutmayın, bu şehir ve bu halk sizi unutmayacak.
Bu kara günü—27 Nisan 2025’i—bir kenara değil, vicdanınıza kazıyın.
Çünkü bu takım sizin yüzünüzden düştü.
Ve tarih bu ihaneti yazacak.
Esen kalın.
Sadunak















Derlerki Hegel e sormuşlar Ortadoğu ile Avrupa arasında ne fark var ? Hegel 2 fark var demiş 1aidiyetleri var yani bizden sizden muhabeti 2- ambalaja çalışırlar yani yuzeyseldirler..Selamlar