Her insanın parmak izi birbirinden farklıdır. Tıpkı siması, bakışları, duyguları, hisleri, beklentileri, mutlulukları ve hüzünleri gibi... Hiçbir zaman aynı olmadı ve olmayacak.
Birbiriyle aynı olan herhangi biri daha yok. Gerek görünen gerek gizli yanları ile... Durum böyleyken insanların neyi beğenip neyi beğenmemesi, hangi durumlara nasıl bir tepki vermesi gerektiği adeta empoze ediliyor.
Birey, kendini gerçekleştirmeden hangi alanda olursa olsun yaptıklarında, yaşadıklarında tam anlamıyla bir doyuma ulaşamayacaktır. Aldığı haz tam olamayacaktır.
Özellikle sosyal medyanın hayatımızda bu kadar yer edindiği, sübliminal mesajların bu kadar yoğun olarak verildiği günümüzde bireyin ortaya koyduğu tutum ve davranışların, şekillenen düşüncelerinin, ifadelerinin ne kadarı kendi özgür iradesiyle gerçekleşiyor?
Toplum mühendisliği çalışmalarının hayatımıza müdahalesinin her geçen gün arttığı günümüzde insanların özgünlüğünün kaybolduğuna, bakış açısının benzerleştiğine tanık olmaktayız.
Sosyal medya platformlarındaki bildirim ve beğeniler belli bir yerden sonra daha fazla dopamin salgılamamıza neden olmaktadır. Bu belli bir seviyeden sonra sosyal medya bağımlılığı ile birleşince öz yönetim becerimiz tamamıyla dış motivasyon ile yönlenmeye başlıyor. Böylece kişinin hal ve hareketleri kendisi için değil adeta başkaları için yaşarcasına şekillenmeye başlayacaktır.
Gidilip gezilen bir mekanda bile beğeni hazzını yaşamak yerine başkaları için kameranın çekip ekrana sıkıştırdığı bir çerçeveye hapsolabiliyor. Dolayısıyla en özel anılarımızı ıskalıyor ve hiç yaşamamış gibi özümseyemiyoruz.
Diğer yandan bunun örneklerinden biri de estetik operasyonların, sağlıktan öte gösteriş amacıyla yapılan fiziki gelişim etkinliklerinin günden güne daha da artışı... Düşüncelerin, fikirlerin, bakış açılarının ve hatta fiziki yapıların tekdüze, fabrikasyon bir hal aldığı trajikomik bir durum ile karşı karşıyayız. Tüm bu sınırlar çok net çizgilerle belirlenmekte... Özgünlüğümüz tehdit edilerek toplu bir düşünce kalıbına sokulmaya çalışılıyoruz.
Terimleri bile nasıl anlamamız gerektiği bu kadar yoğun bir şekilde dayatılırken bunun karşısında durabilenlerin bir adı var:
Bilinçli, kendini gerçekleştirmiş, özgür (özünü gürleştirmiş) insan.
Yorumlar
Kalan Karakter: