Kıymetli okuyucularım, ne yazık ki bu başlığı atmak zorunda kaldım. Çünkü Şanlıurfaspor, puan dağıtmaya adeta devam ediyor.
Kendi sahanda oynuyorsun. Rakip kim? Ligde kalma savaşı veren, düşme hattında yer alan Altınordu. Rakibin 17. sırada ve küme düşmenin eşiğinde.
Peki sen? Ligin üçüncüsüsün. Belki şampiyonluk treni kaçtı ama hâlâ play-off umudu var. Yani ortada hâlâ tutunacak bir hedef, bir motivasyon, bir sorumluluk var.
Ama sahaya yansıyan ne?
Kocaman bir hayal kırıklığı.
Bu takım, sezonun ilk yarısında aynı rakibi deplasmanda 2-0 mağlup etmiş bir takım. Peki şimdi ne değişti? Neden aynı ciddiyet, aynı mücadele, aynı ruh sahada yok?
Üç milyonluk bir şehri temsil ediyorsunuz. Bu forma, bu arma, bu taraftar size emanet. Ancak sahadaki görüntü, bu sorumluluğun ne kadar uzağında olunduğunu açıkça gösteriyor.
Taraftar şunu soruyor:
Bu takım hangi maçı kazanacak?
Çünkü sahadaki futbol ne umut veriyor ne de güven. Mücadele eksik, istek yok, ruh yok. Oysa bu şehir, çok daha fazlasını hak ediyor.
Daha da acısı şu:
Eğer bu performans devam edecekse, taraftar için hükmen mağlubiyet bile belki daha katlanılabilir hale gelecek. En azından neyle karşı karşıya olduğunu bilirsin. Ama sahada varmış gibi yapıp yok olmak, işte en büyük hayal kırıklığı bu.
Futbol sadece ayakla oynanmaz. Yürek ister, karakter ister, aidiyet ister. Bugün eksik olan tam olarak bu.
Şanlıurfaspor’un hâlâ bir şansı var. Ama bu şans, sahaya konulacak mücadeleyle anlam kazanır. Aksi halde sadece kaybedilen puanlar değil, bir şehrin umudu da elden gider.
Bekleyip göreceğiz…
Saygılarımla...
Yorumlar
Kalan Karakter: