Bu yazımızda, maalesef anlamından koparılan ve ayaklar altına alınan tesettür konusuna değineceğiz.
Tesettür; kadın olsun erkek olsun, Müslümanın açılması ve bakılması haram olan uzuvlarını İslami kurallara göre örtmesi demektir.
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını (yani örtülerini) alsınlar. Bu, onların tanınıp da incitilmemeleri için daha elverişlidir...”[1]
Evet, cilbab yani başörtülerini taksınlar. Yani tesettüre bürünsünler. Uğruna Hz. Peygamberin Medine’de Benikaynuka Yahudilerinden birinin Müslüman bir kadının örtüsüne el uzatması nedeniyle savaş ilan ettiği tesettür. Sütçü İmamın, Müslüman hanımının tesettürüne pis elini uzatan Fransız kâfirine gözünü kırpmadan kurşun sıktığı tesettür. 28 Şubatta uğruna geleceğini feda eden, üniversitelerden kovulan, saçlarından tutularak yerlerde sürüklenen, işkence gören kız kardeşlerimizin: “Bu benim iffetimdir, bu benim şerefimdir, bu benim onurum ve namusumdur” deyip çiğnetmediği tesettür.
Müslüman hanımı için, kötü niyetli kişilerin sözlü ve fiili saldırılarından korunma ve ağırbaşlılığın sembolüdür tesettür (yani örtünme). Ölçüsünü Allah’ın belirtiği, edep, hayâ ve toplumsal ahlâkı koruma aracıdır. Mü’min kadınının izzetli ve şerefli bir dinin mensubu olduğunu gösterir tesettür. Saygın bir kişilik kazandıran, kadını nadide bir mücevher gibi koruyan tesettür…
Peki, bizler ne yaptık tesettürü! Uğrunda çekilen bunca zulüm ve haksızlıktan sonra ne yazık ki ayna ve tuvalet masasının karşısında süslenip moda aracı yaptık.
Yüce Rabbimizin şu emrini çoktan unuttuk: “Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın…”[2]
Efendimiz de şu hadisi şerifini ciddiye almadık: “Ümmetimin son dönemlerinde bir kısım Hanımları giyinik çıplaktır, başları üzerinde deve hörgücü gibisi (yani topuz) vardır. Kadınlardan erkeklere benzeyenlere, erkeklerden de kadınlara benzeyenlere lanet edin. Zira onlar lanet olunmuşlardır. Bunlar cennete giremeyecekler. Cennetin kokusunu dahi alamayacaklardır.”[3]
Giyinme tarzımızı nefsimize uyarak biz belirlemeye çalıştık. Ziynetlerimizi örteceğine tesettürü ziynet ve süs yaptık. Fitneyi önlemek için tesettüre bürünmek yerine, onu fitneye çevirdik. Vücud hatlarını belli edecek ve fitneye sebep olacak kadar dar, erkek elbisesinden farksız kıyafetler Müslüman kadınının giyim tarzı oldu. Örtü farzken, fitne kapısının kilidiyken bunların hepsini Batının zehirli bir virüs gibi içimize attığı modaya kurban ettik.
Örtünmek Allah’a, Peygamber’e, Kur’an’a ve İslam’a inanan mümin kadınlar için mukaddes bir emir, açıklık ise bu emre apaçık bir isyandır. Tesettür iman, itikad ve inanç meselesidir. Müslüman bir kadın, kendisini süsleyerek dışarıya çıkmaz, endam ve süslerini göstererek kendini aciz, zelil ve kişiliksiz duruma düşürmez. Dinimiz, kadınların en büyük değerinin iffet, ırz ve namusları olduğunu bildirmiş ve bu paha biçilmez değerlerini tesettürle muhafaza etmelerini emretmiştir.
Kadınların örtünmesinin gayesi; yabancı erkeklerin kalbine kötü duygular getirmek değil; “Ben Allah’ın otoritesini kabul eden, ona inanan bir insanım, bana bu gözle bakın, ben buyum, bana kardeşiniz gibi bakın” diye haykırmasıdır.
Şu sokakların haline bakın: Her taraf başı örtülü giyinik çıplaklarla doldu maalesef. Rengârenk başörtüsü, vücut hatlarını gösteren kıyafet, çantanın uzun topuklu ayakkabıya uydurulması, başının tepesine konmuş siyah gözlük, alınmış kaşlar, aşırı makyajlar, işveli (edalı, cilveli) konuşmalar, daracık pantolonlar, topuzlu başlar… Bir zamanlar burnunun ucunu göstermeye utanan annelerimiz vardı. Şimdi göbeğinin çukurunu gösterme yarışına giren kızlarımız var. Bir zamanlar yıkadığı dış kıyafetini bahçeye sererken görünmesin diye üzerine çarşaf seren anneler vardı şimdi Müslümanların kızları iç çamaşırıyla sokakta cirit atıyorlar. Bunlar Müslümanların kızları.
Ey babalar! Kıymetli olan bütün eşyalarınızın üstünü örtüyle kapatıyorsunuz ama karınızı – kızınızı çıplak bir şekilde sokağa salıyorsunuz. Sizin kızınız, hanımınız bir eşya kadar önemli değil mi? Örtü Müslüman kadınının namusudur, onurudur, şerefidir. Örtünmemek Allah’a isyandır. O halde bu saydığımız değerler bu kadar ucuz mudur ki ayaklar altına alıyorsunuz. Neden Yüce Allah’ın emrine başkaldırıyorsunuz. Allah’a isyanın sonu ebedi cehennemdir. Bu büyük bir felaket, tesettüre ihanettir. Ağır bedeller ödeyen tesettürlü kızlarımızın, kız kardeşlerimizin verdiği bu mücadeleler, böyle bir giyim tarzı için verilmedi! Tesettür göstermemek, bedeni gizlemek demektir. Tesettür göstermez ama değer katar.
Ama Allah’ın emrini her şeyin üstünde tutan Müslüman bacım! Yazın bu kavurucu sıcağında sen Allah’ın emrini baştacı yaparak tesettüre riayet ettiğin için Rabbim kıyamette seni cennetin en güzel saraylarıyla taçlandırsın. Rabbim senden razı olsun. Modaya ve medyaya göre değil Allah’ın rızasına göre giyindiğin için. Şunu biliniz ki çağımızın mücahide (Allah’ın dini için cihad eden) kadınlarısınız, çağımızın saliha kadınlarısınız. Bu devrin sahabe kadınlarısınız. İffetin, edebin, ahlakın ayaklar altına alındığı, edepsizliğin, hâyasızlığın sokaklarımızı, şehirlerimizi sardığı bu zamanda tesettürden taviz vermeyen hanım kardeşlerim! Allah size cehennemin ateşini haram kılsın. Vücudunu sergileyenlere, kutsalını çiğnetenlere, Allah’a bile-bile isyan edenlere rağmen tesettürden vaz geçmeyen annelerim, abalarım! Tesettürünüz size mübarek olsun. Rabbim sizin şerefinizi arttırsın. Rabbim, kıyamet günü cennette sizi Hz. Fatma annemize, Hz. Hatice annemize komşu eylesin. Rabbim şuurlu davranmayarak açık gezen bacılarımıza, kardeşlerimize, ablalarımıza da İslamın tesettürünün şerefini, izzetini, güzelliğini nasip eylesin. Anne babalar! Şunu unutmayın ki: Kız çocuğunu İslama göre büyütüp evlendiren Müslüman cennette Resûlullah’a komşu olacaktır.
Hanım kardeşlerim! Annelerim! Allah için, Hz. Muhammed Mustafa’nın hatırı için gencecik yavrularımıza, hanımlarımıza, kızlarımıza örtünmeyi emredelim. Onları hain bakışların, kirli düşüncelerin pençesinden koruyalım. Koruyalım ki Allah'ta bizi azabından korusun...
İmam KUŞEYRÎ’nin dediği gibi: “Rabbim! Beni her ne cezâ ile cezâlandıracaksan cezâlandır, yalnız hicâb (utanma) zilleti ile cezalandırma”.
Rabbimiz, cümlemizi kutlu Rasûlün getirdiği islam mesajını anlayan ve yaşayanlardan eylesin.
Yorumlar
Kalan Karakter: