Demokrat Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mustafa Polat, İslam dünyasındaki yönetim anlayışına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Polat, günümüz İslam ülkelerinin yönetim pratiklerinin, Hz. Ali’nin adalet, liyakat ve hukukun üstünlüğüne dayalı devlet anlayışından ciddi şekilde uzaklaştığını ifade etti.
Polat açıklamasında, Hz. Ali’nin devlet yönetiminde adaleti yalnızca söylem düzeyinde bırakmadığını, bizzat hayatıyla ve icraatlarıyla bunu ortaya koyduğunu vurguladı.
“Hz. Ali kamu malını kutsal emanet olarak gördü”
Mustafa Polat, Hz. Ali’nin devlet hazinesi olan beytülmale, kendi ailesi dahil hiç kimsenin dokunmasına izin vermediğini belirterek, kamu malının korunması konusunda tavizsiz bir duruş sergilediğini söyledi.
Polat, “Hz. Ali, en yakınlarını dahi kayırmamış, devlet kadrolarına halkın güvenini kazanmış, liyakatli ve ehil kişileri atamıştır. Bugün ise birçok İslam ülkesinde bürokrasi ve kritik makamlar; liyakat yerine aile bağları, siyasi sadakat ve çıkar ilişkileriyle şekillenmektedir” dedi.
Açıklamasında, Hz. Ali’nin yöneticilerin mal varlıklarını denetlediğini ve haksız kazanç sağlayanlara müdahale ettiğini hatırlatan Polat, günümüzde birçok İslam ülkesinde yöneticilerin devasa servetleri ve şeffaflıktan uzak yönetim anlayışlarıyla eleştirildiğini dile getirdi.
“Devletin dini adalettir” vurgusu
Yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve insan hakları alanlarında da İslam ülkelerinin ciddi sorunlar yaşadığını belirten Polat, mevcut siyasi yapıların çoğunda adalet merkezli değil, iktidar ve otorite odaklı bir yönetim anlayışının hakim olduğunu ifade etti.
Polat, Hz. Ali’nin “Devletin dini adalettir” anlayışını rehber edindiğini hatırlatarak, bu felsefenin günümüzde büyük ölçüde terk edildiğini söyledi.
Hz. Ali’nin zırh davasını örnek gösterdi
Mustafa Polat, Hz. Ali’nin adalet anlayışını anlatırken tarihten ibretlik bir olayı da paylaştı.
Sıffin Savaşı’na giderken zırhını kaybeden Hz. Ali, savaş sonrası Kufe’ye döndüğünde zırhını bir Yahudi’nin elinde gördü. Zırhın kendisine ait olduğunu söylemesine rağmen, devlet başkanı olmasına rağmen gücünü kullanarak zırhı geri almak yerine konuyu mahkemeye taşıdı.
Dava, adaletiyle tanınan Kadı Şureyh’in huzurunda görüldü. Hz. Ali, zırhın kendisine ait olduğuna dair oğlu Hasan ile hizmetçisi Kamber’i şahit gösterdi. Ancak Kadı Şureyh, oğlun babası lehine şahitliğinin yeterli olmayacağını belirterek delilleri yetersiz buldu ve davayı Yahudi’nin lehine sonuçlandırdı.
Bu karar karşısında Yahudi büyük şaşkınlık yaşadı.
“Müminlerin emiri beni hakime götürdü, kendi tayin ettiği hakim de onun aleyhine hüküm verdi” diyen Yahudi, bu adalet karşısında etkilenerek Müslüman oldu ve zırhı Hz. Ali’nin devesinden düşerken aldığını itiraf etti.
Bunun üzerine Hz. Ali, büyük bir memnuniyetle zırhı Yahudi’ye hediye etti.
Polat, bu olayın yalnızca tarihsel bir anlatı olmadığını, aynı zamanda devlet yönetiminde hukukun üstünlüğünün en güçlü örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
“Makamlar geçici, adalet kalıcıdır”
Mustafa Polat, makam ve mevkilerin hukuk karşısında ayrıcalık oluşturmaması gerektiğini belirterek, “Hz. Ali, kendi hayatıyla herkesin hukuk önünde eşit olduğunu göstermiştir. Bugün ise birçok yönetici devleti bir emanet olarak değil, şahsi mülkü gibi görmektedir” ifadelerini kullandı.
Menderes ve Demirel vurgusu
Açıklamasında Türkiye siyasi tarihine de değinen Polat, merhum Başbakanlar Adnan Menderes ve Süleyman Demirel’in, demokratik hukuk devleti anlayışından taviz vermemeye özen gösterdiğini söyledi.
Polat, “O dönem yalnızca İslam ülkeleri değil, Türki Cumhuriyetler de Türkiye’yi rol model olarak kabul ediyordu” dedi.
Süleyman Demirel’in siyasi hayatı boyunca darbeler ve muhtıralarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Polat, buna rağmen Demirel’in hiçbir zaman rövanşist bir anlayışla hareket etmediğini söyledi.
Demirel’in,
‘Devlet idaresinde olur böyle şeyler; başka bir ordum yoktur, ben Ahmet’i Mehmet’e kırdırmam’
sözünü hatırlatan Polat, bunun devlet adamlığı açısından önemli bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Ayrıca Demirel’in kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle hapse giren bir vatandaş için avukatını devreye sokarak şikayetini geri çekmesini de örnek gösteren Polat, bu tavrın hoşgörü, hukuk ve olgun siyaset anlayışının göstergesi olduğunu belirtti.
“İslam dünyası bu örneklerden ders çıkarmalı”
Mustafa Polat, açıklamasının sonunda günümüz İslam ülkeleri yöneticilerine çağrıda bulundu.
Polat, “İslam dünyasının yöneticileri ve siyasal İslam anlayışını savunan çevreler; Hz. Ali’nin adaletini, Adnan Menderes’in demokratik duruşunu ve Süleyman Demirel’in hukuk devleti anlayışını daha fazla okumalı ve bundan ders çıkarmalıdır” dedi.
Polat, merhum devlet adamlarını rahmetle andığını belirterek, “Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: