Kıymetli Okurlarım,
Yıllardır dillerde dolaşan bir hayaldi Turan Birliği... Aynı soydan, aynı inançtan gelen milletlerin bir araya gelmesi; kardeşliğin, birliğin, dayanışmanın adıydı. Ama bugün, o hayalin içinden geçerken kendimizi bir ihanetin tam ortasında bulduk.
Kıbrıs meselesi, Türkiye'nin milli davasıdır. 1974’te yapılan Barış Harekâtı, zulüm gören Kıbrıslı Türklerin imdadına koşan bir milletin mecburiyetidir. Ama şimdi ne görüyoruz? Geçmişte Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne büyükelçi atayan kardeş dediğimiz Türk devletleri—Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve son olarak Kazakistan—BM Güvenlik Konseyi’nin 541 ve 550 sayılı kararlarını tanıyarak Türkiye’yi Kıbrıs’ta “işgalci” olarak kabul etti.
Bu nasıl bir çelişki? Bu nasıl bir kopuş?
Avrupa’nın bu yönde kararlar alması bizi şaşırtmaz. Onlar için mesele bellidir: çıkar varsa hukuk, yoksa zulüm vardır. Ancak bizim için kardeş bildiğimiz ülkelerin, Avrupa’nın sömürgeci zihniyetine bu denli boyun eğmesi neyle açıklanabilir? O çokça dillendirilen "Turan Birliği", aksakallılar, Türk devleti aklı—tüm bu kavramlar ne zaman sus pus oldu?
Bir yanda Erbil, Kerkük hayalleri kuruluyor; sosyal medyada 84, 85, 86 plakalar dillerde dolaşıyor. Diğer yanda Kıbrıs’ta yıllarca eziyet çeken, yok sayılan Müslüman Türk halkı için yapılan fedakârlıklar yok sayılıyor. Ve biz, bu sessiz ihaneti yalnızca seyrediyoruz.
Bugün gelinen noktada; Kıbrıs Barış Harekâtı’nı işgal gibi göstermek, sadece tarihi çarpıtmak değil, aynı zamanda Avrupa’nın kirli oyunlarına figüranlık etmektir. Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığı bir işgal değil, tarihi ve insani bir sorumluluktur. Bu harekât, bir işgâl değil, zulme karşı yapılmış bir barış çağrısıdır.
Oysa şimdi kardeş bildiklerimiz, Türkiye’yi işgalci göstermekle kalmıyor; Kıbrıslı Türklerin yıllarca maruz kaldığı işkenceleri, katliamları, baskıları da görmezden geliyorlar. Avrupa’nın “barış gücü” adı altında bombaladığı, kan gölüne çevirdiği Müslüman coğrafyaları unutmadık. Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Filistin’e; demokrasi adı altında gelen her uçak bombayla indi topraklarımıza.
Ve şimdi... Avrupa’nın değil, bizim kardeşlerimizin yaptığı bu hamleler ne yazık ki “tilkiden kaçarken çakala yakalanmak” deyimini doğrular nitelikte. Korkuyla, susarak, sessiz kalarak, çıkar uğruna verilen bu tavizler tarihe geçecektir.
Bugün bir karar verdiler. Yarın kaç kardeş daha Türkiye'yi yalnız bırakacak?
Biz buradan ilan ediyoruz: Bu sürecin takipçisi olacağız. Kıbrıs Türkü’nün onuru, bizim onurumuzdur. Bu toprakların kaderi, geçmişte olduğu gibi bugün de yalnızca bizim irademizle şekillenecektir.














