Suriye’de uzun süredir bastırılmış gibi görünen toplumsal fay hatları yeniden hareketleniyor. Son günlerde Şam’ın güneyinde yer alan Süveyda kentinde patlak veren çatışmalar, sadece yerel bir huzursuzluk değil, aynı zamanda uluslararası müdahalenin gölgesinde büyüyen bir krizin habercisi olabilir.
Dürzi topluluğunun başını çektiği bu ayaklanma, klasik bir iç siyasi gerilimden çok daha fazlasını barındırıyor. Zira sahadaki gelişmelere bakıldığında, çatışmaların sadece rejim karşıtı bir kalkışma olmadığını; aynı zamanda İsrail’in doğrudan müdahil olduğu bir sürece evrildiğini görüyoruz. Tel Aviv yönetimi, Suriye hükümetine ait askeri hedefleri vurmakla kalmadı; aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni hedef alarak son derece simgesel bir mesaj verdi.
Bu askeri hamleler, İsrail’in Suriye iç siyasetinde ne ölçüde alan açmak istediğini gözler önüne seriyor. İsrail’in Dürzi halkına stratejik ve psikolojik destek sağlaması, sahada daha uzun vadeli bir planlamanın da habercisi olabilir. Lübnan’da geçmişte denenen yöntemlerin, şimdi Suriye’nin güneyinde test edildiğini söylemek abartılı olmaz.
Arap aşiretlerinin Süveyda’ya doğru konvoylar halinde ilerlemesi ise olayların mezhepsel ve etnik bir iç savaşa dönüşme ihtimalini güçlendiriyor. Kadınların çağrısıyla başlayan bu hareket, bölgesel aşiret dengelerinin de çatışma dinamiklerine dahil olduğunu gösteriyor. Bu durum, Suriye’deki siyasi çözüm umutlarını da gölgede bırakıyor.
Her ne kadar İsrail ve Suriye arasında geçici bir ateşkes ilan edilmiş olsa da, sahadan gelen bilgiler çatışmaların sürdüğünü ortaya koyuyor. İsrail’in "Şam’a yalnızca 10 kilometre mesafedeyiz" şeklindeki açıklamaları ise, askeri değil, doğrudan politik bir meydan okumadır.
Bu noktada sorulması gereken asıl soru şu: Süveyda’daki bu ayaklanma, Suriye’nin yeniden dizaynı için başlatılan yeni bir sürecin parçası mı? İsrail’in stratejik hedefleri arasında, Suriye’yi Lübnanlaştırmak, yani kontrol edilemez ama istikrarsız bir yapıya sokmak mı var?
Suriye, hem içerideki Dürzi ayaklanması hem de dışarıdan gelen askeri baskı ile bir kez daha büyük bir krizin eşiğinde. Devlet otoritesinin zayıfladığı her boşluk, yeni bir müdahale alanı yaratıyor. Bugün Süveyda, yarın başka bir cephe... Görünen o ki, Suriye'deki kaos henüz sona ermedi; sadece şekil değiştirdi.














